ALİ SAÇIKARA İLE ÇOCUK EDEBİYATI ÜZERİNE

VELİ AY'IN ALİ SAÇIKARA İLE SÖYLEŞİSİ GÜFTE EDEBİYAT'TA

1. Bize kendinizden bahseder misiniz? Ali SAÇIKARA kimdir?

Teşekkür ederim, ama insanın kendini anlatması, kendinden söz etmesi zor bir durum. İlla bir şeyler söylemem gerekirse bir köy çocuğuyum. Ailemin ekonomik sıkıntıları nedeniyle yatılı okulda okudum. İyi ki de okumuşum zaten başka bir seçeneğim de yoktu. Kitaptan başka pek oyuncağım ve eğlencem olmadı. Belki de bu yüzden iyi bir okur oldum. Şimdilerde o kadar olmasa da çocukluğumda ve gençliğimde çok okuyordum. Hatta hayallerim ve planlarımda hep kitaplı bir dünya oldu. Okurken farkına varmadan yazmaya da başlamışım. Yazma serüvenim bütün çocuklar gibi şiirle başladı. Açıkça söylemek gerekirse kendimi hâlâ bir şair olarak görürüm. Zira şiirin müstesna bir yeri vardır gönlümde.


2. İki romanınız üç de şiir kitabınız olduğunu biliyoruz. Fakat sizi asıl çocuk edebiyatı alanında tanıyoruz. Neden çocuk edebiyatı?

Ben tutucu bir adamım. Şimdiye kadar hep aynı yayıneviyle çalıştım. Daha büyük, daha tanınmış yayınevlerinden teklif alsam da yayıncımı değiştirmedim, çok büyük bir sorun çıkmazsa değiştirmeyi düşünmüyorum da. Çocuk edebiyatına girmem yayıncımın teklifiyle oldu. Çocuk edebiyatı, ihtiyaca binaen girdiğim ancak bir türlü vazgeçemediğim bir alan. İlk başta çok kolay olacağını düşünmüştüm ama işin içine girince öyle olmadığını anladım. Çünkü farklı düşünen, farklı beğenileri olan bir yaş grubuna hitap ediyorsunuz. Üstelik hitap ettiğiniz kitle ile aranızda ciddi bir yaş farkı var. İnsanlık tarihinin en büyük ve köklü iletişim sorunlarından birinin kuşak çatışması olduğunu hatırlarsanız söylemek istediklerim daha iyi anlaşılır.


3. Bugünkü perspektiften ülkemizde çocuk edebiyatını nasıl değerlendiriyorsunuz? Günümüz çocuk edebiyatının eksik tarafları var mı size göre?

Çocuk edebiyatı benim de başta sandığım gibi çok kolay bir saha olarak görülüyor ama işin aslı hiç de öyle değil. Burada yazar, edebî ve sanatsal kaygının ötesinde sınırlamalarla karşı karşıya. Neticede okurlarınızdan bazıları sizin kurgunuzu gerçekten ayıramayacak bir yaş grubunda. Dolayısıyla sanatçı ya da yazar olmanın ötesinde bir öğretmen ve insan olarak kaygılarınız olmalı.
Çocuk edebiyatı, dilediğimiz kadar olmasa da okuru bol olan bir edebî alan. Her geçen gün okuma oranının arttığını düşünüyorum. Günümüzde çok kaliteli çocuk kitapları var. Bu sevindirici bir durum ancak bir kitap ve yazar kirliliğinden söz etmeden de geçemeyeceğim. Ne yazık ki bu alanı ticari bir saha olarak gören ve ben yazdım oldu anlayışını benimseyen büyük bir kitle var. Bu noktada sıkıntılarımız olduğu bir gerçek. Söylenecek çok şey olsa da burada susmak gerektiğini düşünüyorum.


4. Çocuk edebiyatı alanında ne yapmak istediniz? Bunu başarabildiğinizi düşünüyor musunuz?

En büyük arzum, dil bilinci olan okurlarla Türkçeyi ayağa kaldırmaktı. Bunu başarabildim mi, bilemiyorum. Zaten başardım dersem kendi önümü kapatmış olurum. Bir baba, öğretmen ve yazar olarak çocukların okuduğu kitapları anlamasını ve sorgulamasını istiyorum. Çünkü gelişimin temelinde sorgulama kültürü yatıyor. Bunu başarabilirsek daha doğrusu bu çorbada tuzumuz olursa mutlu oluruz. Çocuk edebiyatını salt bir kurmaca olarak düşünmek yanlış ama bu eserlerin öğreticilik yanı da ağır basmamalı. Çocuğa doğruları ya da hedefleri gösterip seçimi ona bırakmak gibi yaklaşımım var benim. Başarıyı zaman gösterecek, popüler kültürü aşıp da yarınlarda okunmaya başladığımız zaman başarılı olmuşuz demektir. Bunu zaman gösterecek, biz elimizden geleni yapalım, gerisini zamana ve okura bırakalım.


5. Çocuk edebiyatı sahasında da önemli bir yeriniz olduğunu düşünüyorum. Özellikle Türk destanlarını, mitolojimizi çocuklarımıza temiz bir dil ile aktardığınız eserleriniz gelecek nesillere önemli bir hizmet sunmakta. Bu sahada basılmış on bir eseriniz var. Tekin Yıldızı, Parsın Gözü, Ağaçtan Gelen Çocuk, Kutlu Kaya, Demir Dağ, Pırtık, Düş Defteri, Hiç Kral, Kırk Merak ve Tahtsız Sultan bu sahada yazılmış kitaplarınız. Tahtsız Sultan’da Kaşgarlı Mahmut’u çocuklarımıza onların dilince anlattınız. İstiklal Marşı’mızın yazılış sürecini anlatan bir çocuk romanınız var. Hilal Gülünce. Çocuk edebiyatı sahasında yazdığınız bu eserlerinizde kadına dair dikkatimi çeken bir husus oldu. Bu eserlerinizde bir “Bilge Kadın” figürü var. Bahsettiğiniz bu “Bilge Kadın” kimdir? Tarihsel süreç açısından baktığımızda bu “Bilge Kadın”ın çocuk edebiyatı açısından önemi nedir?

Ben “ağacın kökü üzerinde ayakta kalacağına” inanırım. Bu nedenle mitolojinin insan ve toplum üzerindeki etkili olduğunu düşünüyorum. İnansak da inanmasak da, farkında olsak da olmasak da günümüzde bile mitolojik ögelerin hayatı yönlendirdiğini, hiç değilse hayatın bir parçası olduğunu biliyorum. Bu nedenle her milletin çocukları kendi kültürel kodlarını çözmeli, yeniyi eskinin üzerine inşa etmenin yöntemlerini bulmalıdır. Kültürel alandaki çabamın sebebi budur. Bu nedenle hem güncel hem tarihî konulu kitaplarımda gelenekten ve geleneği besleyen kaynaklardan faydalanmaya çalışıyorum.
Bilge kadın motifini kullanmamın iki nedeni var. İlki bizim tarihî altyapımızda kadın ve ana motiflerinin önemli bir yeri vardır. Hem dinimiz hem millî kültürümüz kadına büyük önem verir. Kadın çocuğun ilk öğretmeni, toplumun temel taşıdır. İkincisi ise günümüzde önüne geçemediğimiz “kadına şiddet” konusunu küçük yaşlardaki okurlara kadına saygıyı aşılayarak önleyebilir miyiz kaygısı var. Bilge Kadın tiplemesi belirli tarihî bir kimlik ya da kişilikten esinlenmedi. Bu tipleme kişisel okumalarım ve gözlemlerim sonucu kendiliğinden ortaya çıktı. Şunu da belirtmekte yarar görüyorum yakın zamana kadar her köyde köyü çekip çeviren, kültür aktarıcılığı yapan bir “Bilge Kadın” vardı.


6. Son olarak çocuk edebiyatı alanında yazmak isteyen yazar adaylarına neler önerirsiniz?

Çocuk edebiyatçısının temel özelliği çocukları sevmek hatta onlara saygı duymak olmalı. Sevmediğiniz, saygı duymadığınız bir kitlenin karşısına kaliteli ürünlerle çıkamazsınız. Bunun yanı sıra sadece çocuk edebiyatı için değil edebiyatın her alanında yazmayı düşünen birinin Türkçeye hâkim olması gerekir. Edebiyat, bir dil işçiliğidir. Bilmediğiniz bir alanda at koşturamazsınız. Çocuk edebiyatının niteliklerini bilmek, kendini yenilemek, en önemlisi de bu alanın ciddi ve zor bir alan olduğuna inanmak gerekir.


7. Değerli fikirlerinizi bizimle paylaştığınız için size çok teşekkür ediyoruz.

Ben de teşekkür ederim. Çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.

23-05-2022