AZERBAYCAN CUMHURİYETİ’NİN BÂNÎSİ MEHMET EMİN RESULZÂDE’NİN NAZARIYLA “1926 BAKÜ TÜRKOLOJİ KURULTAYI”-ALEYNA MALKOÇ

AZERBAYCAN CUMHURİYETİ’NİN BÂNÎSİ MEHMET EMİN RESULZÂDE’NİN NAZARIYLA “1926 BAKÜ TÜRKOLOJİ KURULTAYI”
ALEYNA MALKOÇ
XX. asrın ilk çeyreği, Türk dünyasının yalnız hudutlarının değil, kelimelerinin de sarsıldığı; yalnız devletlerin değil, harflerin, lisanların ve mefhumların da yeni bir istikamet aradığı bir devirdir. Çarlık bakiyesinden Sovyet nizamına geçen bu geniş coğrafyada artık mesele sadece siyasî hâkimiyetin kimde olduğu meselesi değildir; hangi lisanın “umumî” sayılacağı, hangi alfabenin “terakkî” diye takdim edileceği, hangi kültür merkezinin rehber, hangisinin tâli kılınacağı da aynı derecede hayatîdir. Bu bakımdan 26 Şubat-6 Mart 1926 tarihlerinde Bakü’de toplanan I. Türkoloji Kurultayı, zahirde ilmî bir meclis, bâtında ise Türk dünyasının istikbaline dair daha büyük bir mücadelenin düğüm noktasıdır. Kurultaya 131 delegenin katılması, bunların 93’ünün Türk olması, Türkiye’den üç, Almanya’dan iki, Avusturya ve Macaristan’dan da birer uzmanın davet edilmesi; ayrıca alfabe, imlâ, ıstılah, edebî dil, tarih ve etnografya gibi başlıklarda 17 oturum yapılması, bu toplantının yalnız dar manada bir filoloji kongresi olmadığını gösterir (İbrahimov 2022, 58; Hesenli 2024, 7-12).
Ne var ki Bakü Kurultayı, muhaceret Azerbaycan aydınlarının gözünde saf ve nötr bir ilim toplantısı olarak görünmemiştir. Nitekim Nasib Nesibzade, Azerbaycan siyasî muhaceretinin lideri Mehmet Emin Resulzâde’nin bu dönemi kinaye ile “Bolşevik Türkçülüğü” devri diye adlandırdığını kaydeder ve Yeni Kafkasya’daki şu hükmü nakleder: “Mücerred ilm âşığı” olan mütehassıslar kongreden kendi ihtisas sahaları için fayda bekleyebilirler; fakat “Sovyet Türkolojisi” bununla iktifa etmez, çünkü komünistlere göre amelî faydası görülmeyen herhangi bir nazariyeye sarf olunan emek “hiç” sayılır (Nesibzade 2024, 98). Bu ifade, Resulzâde’nin kurultaya yaklaşımını anlamak bakımından anahtar mahiyetindedir: Mesele yalnız dil ilmi değil, ilmin hangi siyasî maksatla seferber edildiğidir.
Aynı bağlamda Mirza Bala Mehmetzade’nin yorumu da kurultayın muhaceret cephesinde nasıl okunduğunu açıkça gösterir. Nesibzade’nin aktardığı üzere Mirza Bala, bu teşebbüsle Moskova’nın “Rusiya esaretindeki Türklerin nazar-ı dikkatini Türkiye’den kendi tarafına çevirmek ve kendisini Türkiye’den daha çok Türkçü ve Türk hamisi göstermek” amacını güttüğünü söyler (Nesibzade 2024, 98). Böylece Bakü Kurultayı, yalnız ilmî bir toplantı değil; Ankara’nın ve Türkiye Türkçesinin tabiî kültürel cazibesine karşı Moskova merkezli yeni bir çekim alanı kurma hamlesi olarak da algılanır.
İşte bu sebeple Azerbaycan Cumhuriyeti’nin banisi Mehmet Emin Resulzâde’nin kurultaya dair yazıları, yalnız dönemin polemik metinleri değil; Türkoloji tarihinin siyasî ve harsî cephesini anlamak için de birinci derecede mühim vesikalardır. Resulzâde, muhacerette neşrettiği Yeni Kafkasya, daha sonra Azeri Türk ve Odlu Yurt gibi mecmualarda Sovyet hâkimiyeti altındaki Türk halklarının dil, kültür ve istiklâl meselelerini ısrarla işlemiş; bu yayınlar üzerinden millî hafızayı diri tutmaya çalışmıştır (Porsuk 2019, i; Koçak 2025, 8; Özbakır 2017, 85). Yeni Kafkasya’nın kendi umdelerinde de açıkça belirtildiği üzere mecmua, “Türklerin harsî tariflerini, medenî irtibatlarını, mânevî vahdet ve istiklâllerini istihdaf eder”; Çarizm kadar Bolşevizmi de Türk dünyası için muzır görür (Özbakır 2017, 85).
- Mehmet Emin Resulzâde: Hayatı, Fikrî Teşekkülü ve Muhacerete Uzanan Yol
Mehmet Emin Resulzâde, 31 Ocak 1884’te Bakü yakınlarındaki Novhanı’da doğdu. Babası Hacı Molla Ali Ekber’di; küçük yaşlardan itibaren aile çevresinde kuvvetli bir Türk-İslâm terbiyesi aldı, Arapça ve Farsça öğrendi. 1903’te henüz on dokuz yaşındayken Şark-ı Rus gazetesine yazdığı mektupla basın hayatına girdi; çok geçmeden gazetecilik ve siyasî mücadele onun şahsiyetinde birleşti. Bu erken devrede dil meselesine duyduğu hassasiyet de dikkat çekicidir; gençlerin Azerbaycan Türkçesi yerine bozuk bir Rusça ile konuşmayı tercih etmelerini tenkit eden ilk yazıları, onun dil ile millî kimlik arasındaki bağı ne kadar erken kavradığını gösterir (Mehmetoğlu 2004, 74; Resulzade 1990, IX).
1903-1904 yıllarında “Genç Azeri Devrimciler Birliği” çevresinde faaliyet gösteren Resulzâde, 1911’de kurulan Müslüman Müsavat Partisi’nin fikrî ve siyasî omurgasını teşkil eden isimlerden biri oldu. 1917 devrimi sonrasında parti gizlilikten çıkarak Azerbaycan’ın millî partisi hâline geldi. Resulzâde’nin siyasî serencamı, 1918’de kurulan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ile zirveye ulaştı; o, bu devletin yalnız siyasî aktörlerinden biri değil, aynı zamanda en kuvvetli fikir mimarlarından biriydi. Nitekim bazı çalışmalarda açıkça belirtildiği üzere, 1918’de “Azerbaycan” adını taşıyan ilk devletin kurulması için mücadele veren başlıca düşünür ve siyaset adamlarından biri odur (Porsuk 2019, i; Mehmetoğlu 2004, 74; Koçak 2025, 8).
Bu istiklâl devresi uzun sürmedi. 1920’de XI. Kızıl Ordu’nun Bakü’ye girmesiyle Azerbaycan Sovyet işgaline uğradı. Resulzâde bir süre gizlenmeyi başardı; ardından tutuklandı, Bakü’ye getirildi ve daha sonra Stalin’in talimatıyla Moskova’ya sevk edildi. Moskova’da bulunduğu sırada Şarkiyat Enstitüsü’nde Fars dili dersleri verdi; 1922’de ise Petrograd üzerinden Finlandiya’ya, oradan da Türkiye’ye geçerek muhaceret devresini başlattı. Bu sürgün, onun için siyasî mağlubiyet değil, kalem üzerinden sürdürülecek yeni bir mücadele safhası oldu (Koçak 2025, 8; Mehmetoğlu 2004, 108-113).
- Muhacerette Bir Fikir Cephesi: Yeni Kafkasya, Azeri Türk, Odlu Yurt
Muhacerette Resulzâde’nin en kuvvetli silâhı matbuat oldu. Yeni Kafkasya, Azeri Türk ve Odlu Yurt, onun yalnız Azerbaycan’ın istiklâl davasını değil, umumi Türk dünyasının dil, kültür ve istikbal meselelerini de işlediği başlıca yayın organlarıydı. Bu dergilerde Bolşevik emperyalizmi eleştirilmiş, Türk dünyasının müşterek harsı müdafaa edilmiş, Türkiye ile Sovyet Türkleri arasındaki mânevî bağ canlı tutulmaya çalışılmıştır (Porsuk 2019, 48; Koçak 2025, 125; Özbakır 2017, 85). Özellikle Yeni Kafkasya’nın umdeleri, bu mecmuanın fikrî istikametini son derece açık biçimde verir: Türklerin harsî tarifleri, medenî irtibatları, mânevî vahdet ve istiklâlleri; Rusya esaretinden kurtuluş, şarkın asrîleşmesi ve Bolşevizme karşı mücadele (Özbakır 2017, 85).
Bakü Türkoloji Kurultayı, işte böyle bir muhaceret cephesinden takip edilmiştir. Resulzâde’ye nispet edilen ve tezlerde “imzasız yazılar” başlığı altında değerlendirilen “Türkoloji Kongresi”, “Rusça Okumalıymış!” ve “Köprülüzade ve Komünistler” başlıklı metinler, bu bakımdan hususi ehemmiyet taşır. Merve Özbakır’ın Yeni Kafkasya üzerine yaptığı çalışmada bu yazıların künyeleri açıkça verilmiştir: “Türkoloji Kongresi”, Yeni Kafkasya, III/6 (15 Kânûn-ı Evvel 1341 [1925]), s. 1-4; “Rusça Okumalıymış!”, Yeni Kafkasya’da “Türkoloji Kongresi”nden sonra gelen imzasız yazıdır ve metin içinde 190-193. sayfalarda yer alır; “Köprülüzade ve Komünistler” ise yine imzasız yazılar arasında 214-215. sayfalarda bulunmaktadır (Özbakır 2017, 185, 190, 214; Özbakır 2017, 433).
III. 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı: İlmî Meclis mi, Siyasî Tertip mi?
“Türkoloji Kongresi” yazısının en mühim tarafı, kongreyi görünürdeki ilmî hüviyetin ötesinde bir siyasî tertip olarak okumasıdır. Resulzâde, kongrede Avrupa, Türkiye ve İran’dan âlimlerin bulunacağını teslim eder; fakat karar mekanizmasının arkasında Sovyet hükümetleri ile komünist fırkanın seçtiği kadroların bulunduğunu söyleyerek asıl hükmü baştan verir: “Âlimler söyleyecek, hükmü komünist harsçıları verecektir.” (Resulzâde 1925, 1-4). Böylece kurultay, “mücerred ilm aşkı” taşıyan mütehassıslar için faydalı bir ilmî müzakere zemini olabilecekse de “Sovyet Türkolojisi”nin bununla yetinmeyeceği; ilmi bizzat siyasî hedefe tâbi kılacağı ileri sürülür (Nesibzade 2024, 98; Resulzâde 1925, 1-4).
Resulzâde aynı yazıda kongrenin üç ana bahsini de sıralar: alfabe meselesi, ıstılahlar meselesi ve umumî lisan ile imlâ meselesi. Bu bahislerin Türk münevverlerini uzun zamandır meşgul ettiğini inkâr etmez; fakat ona göre asıl mesele, bu problemlerin hangi niyetle çözüleceğidir. Milliyetperver Türk halkçılığının hedefi, Türk kitlelerini birbirine yaklaştıracak ve müşterek harsı kuvvetlendirecek bir yol bulmaktır. Komünist siyaset ise aynı meseleleri, Türk topluluklarını birbirinden ve Türkiye’den uzaklaştıracak bir vasıta hâline getirmektedir (Resulzâde 1925, 1-4). Yazıda geçen şu cümle onun endişesini bütün çıplaklığıyla verir: “Demek ki ıstılâh sisteminde tutulacak yol İslâmizmle hasta bulunan İslâm şarkından uzaklaşmak ve Leninizmle müşerref edebî Rus hazinesine sığınmaktan ibarettir” (Resulzâde 1925, 1-4).
- “Türkoloji Kongresi” Yazısının Tahlili: Türklüğün Vahdeti Mi, Parçalanması Mı?
Yazının bir başka dikkat çekici tarafı, müşterek Türk dili meselesine yaklaşımıdır. Resulzâde, “Türklük için umûmî bir lisan olarak acaba hangi şive ittihaz olunabilir?” sualini “beyhûde ve lüzumsuz” bulur; çünkü ona göre bir umumî lisan masa başında kararlaştırılmaz, tarihî inkişaf içinde tabii olarak öne çıkar. Bu noktada Anadolu, Azerbaycan ve Tatar sahalarının son yarım asırda millî medeniyet ve edebiyatta rehberlik ettiğini söyler; 1917’ye kadar Türkçe gazete ve mecmua çıkaran başlıca üç merkezin bunlar olduğunu vurgular (Resulzâde 1925, 1-4). Bu değerlendirme, onun Türkiye Türkçesi ile Azerbaycan Türkçesi arasında rekabet değil, müşterek hars içinde tabiî bir temas ve tesir ilişkisi gördüğünü gösterir.
Resulzâde’nin Latin harfleri meselesine yaklaşımı da son derece nüanslıdır. O, Latin harflerini mutlak surette reddeden bir yerde durmaz; asıl itirazı, bu meselenin komünist kadrolarca müşterek Türk yazı dilini ve Türkiye ile irtibatı zayıflatacak şekilde kullanılmasıdır. “Türkoloji Kongresi” yazısında Azerbaycan’daki Latinleştirme hareketinin arkasında yalnız dil kolaylığı aranamayacağını, işin içinde siyasî bir niyet bulunduğunu sezdirmesi bundandır. Onun gözünde mesele, harflerden daha çok, harfler üzerinden kurulmak istenen yeni kültür ve sadakat rejimidir (Resulzâde 1925, 1-4; Hesenli 2024, 9-11).
- “Rusça Okumalıymış!”: Kurultaydan Mektebe Uzanan Ruslaştırma Çizgisi
“Rusça Okumalıymış!” başlıklı yazıda ise bu teorik çerçeve doğrudan maarif ve dil siyasetine tatbik edilir. Yazının çıkış noktası, Azerbaycan mekteplerinde Rusçanın kuvvetlendirilmesine dair tartışmalardır. Resulzâde burada çok sert bir nida ile söze girer: “Azerbaycan Ruslaştırılıyor!” Ona göre Bakü’de Türkoloji Kongresi için bu kadar nümayiş yapılırken aynı zamanda mekteplerde Rusçanın üstün dil hâline getirilmesi tesadüf değildir; bu, kurultayda tartışılan meselelerin ardındaki asıl siyasî istikameti ele verir (Resulzâde 1926a, 190-193). Yazının en çarpıcı hükümlerinden biri de şudur: “Azerbaycan, Avrupa medeniyetine girmek için, Moskova yolu ile gitmeye muhtaç değildir. Batum yolu ile İstanbul boğazı Avrupa’ya daha yakındır” (Resulzâde 1926a, 191-192). Bu cümle, onun yalnız dil değil medeniyet tasavvurunu da berraklaştırır.
Bu yazıda Resulzâde, Rusça öğrenmenin kendisini değil, Rusçanın mecburî umumî dil makamına çıkarılmasını hedef alır. Müstakil bir milletin Avrupa dillerinden birini öğrenmesi ile sömürgeleştirilmiş bir halkın müstevli devletin diline mecbur bırakılması aynı şey değildir. Bolşevik matbuatın Rusçayı “medeniyete açılan kapı” diye takdim etmesini bu yüzden reddeder. Böylece “Türkoloji Kongresi” yazısında ilkesel olarak kurduğu itiraz, “Rusça Okumalıymış!”ta doğrudan pratik sahaya, mektebe, gençliğe ve millî terbiyeye bağlanır (Resulzâde 1926a, 190-193).
- “Köprülüzade ve Komünistler”: Latin Harfleri, İlmî Salahiyet ve Siyasî Tahrifat
“Köprülüzade ve Komünistler” başlıklı yazı ise tartışmayı Latin harfleri ve ilmî salahiyet meselesi üzerinden derinleştirir. Burada merkezde, Köprülüzade Mehmed Fuad’ın Latin harfleri hakkında İstanbul Türk Ocağı’nda verdiği konferans ve buna Sovyet yanlısı çevrelerin gösterdiği reaksiyon vardır. Resulzâde’ye göre Bolşevik muhbirler, Köprülüzade’nin ilmî kanaatini delille cevaplamak yerine onu “Yeni Kafkasya fitnesi”ne ve Müsavat tesirine bağlamaya çalışmışlardır. Böylece ilmî bir mesele siyasî karalama ile bastırılmak istenmiştir (Resulzâde 1926b, 214-215). Metin ayrıca Mirza Fethali Ahundzâde ve Namık Kemal gibi isimler etrafında yürütülen tarih tahrifatına da temas eder; Resulzâde, Latin harfleri lehindeki propagandanın tarihe dayanmadığını, tarihin ideolojik maksatla eğilip büküldüğünü göstermeye çalışır (Resulzâde 1926b, 214-215).
Bütün bu yazılar birlikte okunduğunda Resulzâde’nin kurultaya bakışının esas çizgisi belirginleşir. O, kurultayı toptan reddeden bir yerde durmaz; bilakis, alfabe, imlâ, ıstılah ve müşterek lisan meselelerinin hayatî olduğunun farkındadır. Fakat tam da bu sebeple, bu meselelerin Sovyet siyaseti tarafından Türk halklarını birbirine yaklaştıracak şekilde değil, onları parçalayacak ve Rusça merkezli yeni bir kültür dairesine bağlayacak şekilde kullanıldığı kanaatindedir. Burada “bolşevik türkçülüğü” diye istihza ile adlandırdığı şey, Türklüğü gerçekten kuvvetlendiren değil; onu Moskova’nın kontrol ettiği bir çerçevede yeniden tanımlayan ve sınırlandıran ideolojik bir tertiptir (Nesibzade 2024, 98-100; Resulzâde 1925, 1-4).
Bu bakımdan Resulzâde’nin Bakü Türkoloji Kurultayı hakkındaki görüşleri, yalnız dönemin bir siyasî polemiği olarak değil; Türkoloji tarihinin kültür siyasetiyle iç içe geçmiş tabiatını gösteren bir fikrî müdahale olarak da okunmalıdır. Onun metinlerinde dil meselesi, yalnız bir gramer yahut alfabe meselesi değildir; millî istiklâlin, kültürel hafızanın ve Türk dünyasının müşterek geleceğinin meselesidir. Bu yüzden Resulzâde’nin kaleminden yükselen ses, bir muhacirin siteminden ibaret kalmaz; XX. yüzyıl Türk dünyasında ilim ile siyaset, lisan ile hâkimiyet, hars ile istiklâl arasındaki girift münasebetleri gösteren kuvvetli bir tarih şuuruna dönüşür (Özbakır 2017, 185-215; Hesenli 2024, 7-12).
Kaynakça
Hesenli, Cemil. “Birinci Türkoloji Qurultaya Qısa Tarixi Baxış.” In 1926 Bakû Türkoloji Kongresinin 70. Yıl Dönümü Toplantısı Bildirileri (29-30 Kasım 1996), 7-12. Ankara: Türk Dil Kurumu, 2024.
İbrahimov, Elçin. “Azerbaycan’da Türkolojinin Kısa Tarihi.” In Prof. Dr. Necati Demir’e Anı Kitabı, edited by Osman Kubilay Gül, 55-61. Ankara: İksad Publishing House, 2022.
Koçak, Seyfi. Azeri Türk Dergisi ve Mehmet Emin Resulzade’nin Yazılarının Değerlendirilmesi. Yüksek lisans tezi, Ordu Üniversitesi, 2025. Özellikle 8, 125.
Mehmetoğlu, Dilara. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin Kuruluşunda (1918-1920) Mehmet Emin Resulzade’nin Rolü. Yüksek lisans tezi, Kocaeli Üniversitesi, 2004. Özellikle 74, 108-113.
Nesibzade, Nasib. “Sovet Siyasatinde Bakü Türkoloji Kurultayının Yeri (Tebliğin Başlıca Tezleri).” In 1926 Bakû Türkoloji Kongresinin 70. Yıl Dönümü Toplantısı Bildirileri (29-30 Kasım 1996), 97-100. Ankara: Türk Dil Kurumu, 2024.
Özbakır, Merve. Yeni Kafkasya Dergisinde İdil-Ural, Türkistan, Türk-Rus Münasebetleri (1923-1927): İnceleme-Metin. Yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi, 2017. Özellikle 85, 185-215, 433.
Porsuk, Nuray. Azerbaycan’da Uygulanan Sovyet Politikalarına Karşı Mehmet Emin Resulzade’nin Fikirleri ve Faaliyetleri (1920-1955). Yüksek lisans tezi, Trakya Üniversitesi, 2019. Özellikle i, 48.
Resulzâde, Mehmet Emin. “Türkoloji Kongresi.” Yeni Kafkasya 3, no. 6 (15 Kânûn-ı Evvel 1341 [1925]): 1-4.
Resulzâde, Mehmet Emin [nispet edilen/imzasız]. “Rusça Okumalıymış!” Yeni Kafkasya içinde, metin yayımı Özbakır 2017, 190-193.
Resulzâde, Mehmet Emin [nispet edilen/imzasız]. “Köprülüzade ve Komünistler.” Yeni Kafkasya içinde, metin yayımı Özbakır 2017, 214-215.



