Mektup

BÜYÜK YAZARA MEKTUP (I) -Süleyman KAYMAZ

BÜYÜK YAZARA MEKTUP (I)

Süleyman KAYMAZ

                                                                                                                                          31 Aralık 1984

Efendim, dediğiniz gibi yaptım, romanımı bitirdim ve bir yayınevi editörüne teslim ettim. Sanıyorum ki birkaç güne arayacaklar, övgü dolu sözlerle eserimi takdir edecekler, bir sözleşme gönderip telifimi ödedikten sonra da yazacağım yeni romanımı dört gözle beklediklerini söyleyecekler! Fakat aradan bir aya yakın bir zaman geçmesine rağmen arayan soran olmadı. Günlerim bir iç sıkıntısı ile geçiyor, telefonum her çaldığında yüreğim hopluyordu. Baktım olacak gibi değil, daha fazla dayanamadım, bir bahane ile editörü aradım ve romanımın akıbetini sordum. Sormaz olaydım! Beyefendi açtı ağzını, yumdu gözünü. Ne okurluğumu bıraktı ne de yazarlığımı! Bırakın beni, romanımdaki karakterleri bile yerden yere vurduktan sonra telefonu yüzüme kapattı. Ah efendim! Kabahat benim elbette! Nezaket yapmak uğruna yıllardır beni idare ettiğinizi böyle acı bir tecrübe ile mi anlayacaktım! Beni başınızdan savmak için miydi yani tüm övgüleriniz! Yıllardır gösterdiğiniz nezaketin bedelini elin oğlunun hakaretlerini duymakla ödemiş oldum. Eksik olmayınız! Fakat dediğim gibi, kabahat, nezaket yalanlarınıza kanan bendenizde. Bu arada yine sizin tavsiyenize uyup hikâye gönderdiğim yarışmalardan mansiyon ödülü dahi alamadım. Gerçi buna da şaşıracağınızı pek sanmıyorum ya, neyse!

Mektubuma burada son vermek zorunda kalıyorum. Zira son paramı, içtiğim iki çaya verip buradan kalkıyorum. Tüm gün pineklediğim kahvehanenin sahibi ters ters bakıyor. Sanırım dükkânı kapatacak. Saat de hayli geç olmuş.

 

Hoşça kalınız!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu