İnceleme

MİLLİ MARŞIMIZ ÜZERİNE-IV. YAZI/KAMİL ŞAHVERDİ

AKTARAN: ALEYNA MALKOÇ

MİLLİ MARŞIMIZ ÜZERİNE – IV. YAZI

KAMİL ŞAHVERDİ

AKTARAN: ALEYNA MALKOÇ

Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Marşı’nın müziği ve sözlerinin onaylanması hakkında Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Kanunu

Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi, Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası’nın 23. maddesinin III. fıkrasını esas alarak karar alır:

Müziği Üzeyir Hacıbeyli’ye, sözleri Ahmed Cevad’a ait olan “Azerbaycan Marşı”, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Devlet Marşı olarak kabul edilsin.

İlham Aliyev

Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı

Bakü şehri, 2 Kasım 2018

1993 yılında Haydar Aliyev’in iktidara gelmesinden sonra, birçok kişide Azerbaycan SSCB’nin devlet marşının yeniden yürürlüğe konulabileceğine dair bir umut doğmuştu. Müzik camiasında bu yönde ciddi bir propaganda yürütülüyordu. Bazıları, Haydar Aliyev’in Sovyetler Birliği’nin en üst düzey yöneticilerinden biri olmuş büyük bir siyasetçi olarak, Sovyet marşının yeniden kabul edilmesine destek vereceğini düşünüyordu.

Oysa belli ki şunu unutmuşlardı: Üç renkli bayrağımız ilk kez 17 Kasım 1990 tarihinde, Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti Ali Meclisi Başkanı Haydar Aliyev’in girişimi ve başkanlığıyla gerçekleştirilen oturumda Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti’nin devlet bayrağı olarak kabul edilmiştir. Ondan önce millî hareketin kitlesel etkinliklerinde kullanılsa da resmî statüyü 17 Kasım 1990’da Haydar Aliyev’in girişimiyle Nahçıvan’da kazanmıştı.

Tanınmış besteci, Halk Sanatçısı Musa Mirzeyev, 2000’li yılların başında bana ilginç bir anekdot anlatmıştı. 1994 yılında Besteciler Birliği Yönetim Kurulu Birinci Sekreteri olan (O dönemde bu ünvan kullanılıyordu; daha sonra Besteciler Birliği Başkanı oldu.) Tofik Guliyev, besteciler adına Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’e başvurarak, bestecilerin devlet başkanıyla görüşmek istediklerini iletir.

Yaratıcı insanlara her zaman ilgi ve özenle yaklaşan Haydar Aliyev, bestecileri rahatsız eden konunun ne olduğunu sorduğunda, kendisine devlet marşıyla ilgili düşüncelerini iletmek istedikleri bildirilir. Haydar Aliyev bu başvuruya olumlu yanıt verir ve bestecileri kabul eder.

Bu kabulde besteciler Tofik Guliyev, Vasif Adıgözelov, Musa Mirzeyev ve müzikolog, Besteciler Birliği Sekreteri Ramiz Zöhrabov yer alır. Haydar Aliyev bestecileri dikkatle dinler ve Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Marşı konusundaki görüşlerini öğrenir.

Bestecileri dinledikten sonra şu değerlendirmede bulunur:

“Azerbaycan, bağımsızlığını ilan etmiş bir devlettir. Azerbaycan SSC artık yoktur. On beş cumhuriyeti bünyesinde barındıran SSCB adlı devlet dağılmıştır. Mevcut olmayan Azerbaycan SSC’nin marşını nasıl yeniden kabul edebiliriz? Bizim marşımızdan memnun değil misiniz? Biz artık bağımsızlığını kazanmış Azerbaycan Cumhuriyeti’nde yaşıyoruz. Marşımız da bağımsız devletimize tamamen uygundur. Hem müziği hem sözleri son derece etkileyicidir. Azerbaycan SSC marşını yeniden kabul etmemiz siyasi açıdan doğru olmaz. Zaten buna hiçbir ihtiyaç da yoktur. Benim fikrimi sorarsanız, marşımız çok iyidir ve değiştirilmesi için bir sebep görmüyorum.”

Böylece Haydar Aliyev, Sovyet Azerbaycanı marşının yeniden kabul edilmesine ilişkin söylentilere son noktayı koyar. En ilginç olanı ise, Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in bestecilerle yaptığı bu görüşmeye dair resmî bir bilginin hiçbir zaman yayımlanmamış olmasıdır. Büyük olasılıkla Haydar Aliyev, bu konu etrafında yeni tartışmalar yaratmamak için görüşmenin kamuoyuna yansıtılmasına izin vermemiştir.

Azerbaycan SSC’de ve genel olarak Sovyetler döneminde marşla ilgili ilginç tarihî bilgileri dikkatlerinize sunmayı gerekli görüyorum.

1917 yılında Rusya’da Şubat Devrimi’nden sonra, Pyotr Lavrov’un sözlerini yazdığı ve “Marsilye” melodisi üzerine bestelenmiş devrimci şarkı marş olarak kullanılıyordu. Buna “Rus Marsilye’si” de deniliyordu. 1917 Ekim’inde Bolşevikler iktidarı ele geçirdikten sonra, 1918 yılının başlarında RSFSR “Internasyonal”i resmî marş olarak kabul etti.

“Internasyonal”, 1910 yılında Kopenhag’da düzenlenen Sosyalistlerin Uluslararası Kongresi’nde uluslararası sosyalist hareketin marşı olarak kabul edilmişti. Metni Fransız şair, anarşist, Birinci Enternasyonal ve Paris Komünü üyesi Eugène Pottier’e aittir. Bu metni 1871 yılında Paris Komünü ayaklanması sırasında yazmıştır. İlk zamanlarda “Marsilye” melodisiyle söylenmiştir. 1888 yılında Belçikalı besteci Pierre Degeyter “Internasyonal” için müzik bestelemiştir.

Eser kısa sürede farklı dillere çevrilmiş ve pek çok ülkede, Rusya dâhil, geniş yaygınlık kazanmıştır. 1902 yılında Arkadiy Kots tarafından Rusçaya çevrilmiş, bu çeviriyle “Internasyonal” Rusya’daki sosyalistlerin radikal kanadının marşı hâline gelmiştir. 1918 yılının başlarında ise Lenin’in girişimiyle RSFSR’nin devlet marşı olarak kabul edilmiştir.

1920 yılının Nisan ayında Bolşevikler Azerbaycan’ı işgal ettikten sonra Azerbaycan SSC kuruldu. Daha sonra Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri birleştirilerek ZSFSR (Transkafkasya Sosyalist Federatif Sovyet Cumhuriyeti) oluşturuldu. ZSFSR’nin de marşı “Internasyonal”di.

1922 yılının Aralık ayında RSFSR, Ukrayna SSC, ZSFSR ve Belarus SSC birleştirilerek SSCB kuruldu. SSCB’nin de marşı “Internasyonal” oldu. 1930’lu yıllarda kurulan Çin Sovyet Cumhuriyeti’nin marşı da yine “Internasyonal”di.

1936 yılında SSCB Anayasası kabul edilerek ZSFSR lağvedildi ve Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan SSCB bünyesinde müttefik cumhuriyet ilan edildi. “Internasyonal”, SSCB marşı olmakla birlikte aynı zamanda müttefik cumhuriyetlerin de marşıydı. “Internasyonal”in müziğinin bestecisi olan Belçikalı Pierre Degeyter, 1928 yılında SSCB Halk Komiserleri Soveti tarafından ömür boyu özel maaşla ödüllendirildi.

1943 yılında, İkinci Dünya Savaşı’nın en şiddetli döneminde, Stalin’in talimatıyla SSCB marşı değiştirildi. Böylece SSCB, “Internasyonal”den ve sosyalist devrimi dünyaya yayma fikrinden vazgeçmiş oldu. Bunun nedeni, Hitler karşıtı koalisyonda yer alan Batılı müttefiklerin bu yöndeki talepleriydi. Zira müttefikler, Avrupa’da Nazi Almanyası’na ve onun müttefiklerine karşı ikinci bir cephe açmak istiyorlardı.

Bu nedenle, başta ABD ve Büyük Britanya olmak üzere Batılı müttefiklerin ısrarı sonucu Stalin, 15 Mayıs 1943’te Komintern’i (Komünist Enternasyonal) feshetti. Aynı yılın Mayıs ayında yeni marş için özel bir devlet komisyonu kuruldu.

1943 yılının ikinci yarısında savaşın seyri Hitler karşıtı koalisyonun ve SSCB’nin lehine dönmeye başladı. Bu bağlamda, 28 Kasım – 1 Aralık 1943 tarihlerinde ABD, Büyük Britanya ve SSCB liderleri, Nazi Almanyası ve müttefiklerine karşı kesin mücadelenin stratejisini ve savaş sonrası dünya düzenini görüşmek üzere tarihî Tahran Konferansı’nda bir araya geldiler. Stalin, Tahran Konferansı arifesinde, müttefiklerin taleplerine dikkatle yaklaştığını göstermek amacıyla yeni marş için ilan edilen yarışmayı sonuçlandırdı.

Marşın değiştirilmesine yönelik hazırlık çalışmaları aslında 1942 yılının ilk yarısında başlamıştı. 1943 yılının Mayıs ayında yeni marşın hazırlanması için oluşturulan özel devlet komisyonunun başkanlığına SSCB Halk Komiserleri Soveti Başkan Yardımcısı, daha önce SSCB Askerî ve Deniz İşleri Halk Komiseri olan Mareşal Kliment Voroşilov; başkan yardımcılığına ise Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi üyesi, SSCB Savunma Halk Komiseri Yardımcısı ve Kızıl Ordu Ana Siyasi İdaresi Başkanı Aleksandr Şçerbakov getirildi.

Şçerbakov, yarışmada parti denetimini yürütüyor ve Stalin ile yarışmaya katılanlar arasında aracı rolü üstleniyordu. Yeni marşın hazırlanması süreci son derece önemli bir askerî operasyon titizliğiyle yürütülüyordu. Savaşın en çetin günlerinde, Leningrad kuşatması devam ederken, açlık ve sefalet hüküm sürerken devletin tüm kaynakları –bilgi kaynakları dâhil– marş yarışmasına seferber edilmişti.

SSCB’de ne daha önce ne de daha sonra bu ölçekte bir yarışma düzenlenmişti.

Ülkenin neredeyse en tanınmış bestecileri ve şairleri marş yazımı için sürece dâhil edilmişti. Devlet komisyonuna 170 besteci tarafından 223 marş bestesi sunulmuştu. Marş metni yazımı için görevlendirilen 42 şair de komisyona çok sayıda metin örneği vermişti.

Bazı besteciler, kendi çalışmalarının yanı sıra başka bir besteciyle ortaklaşa yazdıkları marşları da sunmuşlardı. İlginç olan şuydu ki besteciler bu ortaklığı kendi istekleriyle yapmamışlardı. Onlara, Stalin tarafından eşleştirildikleri kişilerle birlikte marş yazmaları “önerilmişti”. Bu öneriyi reddetmek ise mümkün değildi.

Genel olarak marş yarışmasına katılacak besteci ve şairlerin listesini “büyük lider” bizzat kendisi onaylamıştı. Oysa marş olarak kabul edilecek eseri çoktan seçmişti. Daha doğrusu beğendiği şarkıyı marş olarak belirlemiş, sözlerini de bizzat kendisi denetleyip düzelterek yazdırmıştı. Görüntü yaratmak için ise büyük bir gösteri kurgulamış ve bu gösteride yalnızca ülkede değil, tüm dünyada tanınan bestecilere roller dağıtmıştı.

Herkes de kendisine düşen rolü oynamak zorundaydı. Halkların babası, milletlerin dâhi liderinin kurguladığı bu absürt gösteride yer almaktan kaçınmak vatana ihanet olarak değerlendirilebileceği için, ünlü besteciler dişlerini sıkarak Stalin’in talimatlarını yerine getiriyorlardı. Stalin ise marş olacak eseri çoktan seçmişti; fakat son derece ciddi bir edayla, ülkenin tüm kaynaklarını seferber ederek yeni bir marş yarışması yapıldığı izlenimini yaratıyordu.

Yarışmaya sunulan her müzik ve metin örneği marş komisyonu tarafından titizlikle inceleniyor, aynı zamanda eserler canlı olarak icra edilip dinleniyordu. Bunun için ülkenin en iyi müzik toplulukları –Bolşoy Tiyatrosu Orkestrası, Radyo Komitesi Orkestrası ve Aleksandrov yönetimindeki Kızıl Ordu Koro ve Orkestrası– görevlendirilmişti. Eserler müzik topluluklarına veriliyor, hazır olduklarında ise Bolşoy Tiyatrosu’nun Beethoven Salonu’nda orkestra eşliğinde dinleniyordu.

Marş yarışmasına katılmak üzere Dmitri Şostakoviç, Sergey Prokofyev, Reinhold Glière, Dmitri Kabalevski, Matvey Blanter, İsak Dunayevski, Yuri Şaporin, Aram Haçaturyan, Tihon Hrennikov ve diğer tanınmış besteciler; V. Lebedev-Kumaç, V. Gusev, N. Tihonov, M. İsakovski, Y. Dolmatovski, S. Mihalkov, R. El-Registan, N. Aseyev, O. Koliçev, S. Alımov, M. Golodnıy, N. Simonov, O. Berggolts ve başkaları gibi ünlü şairler sürece dâhil edilmişti. Bir yılı aşkın süren yoğun çalışmaların ardından yarışmanın bir sonraki aşamasına katılacak isimler belirlendi.

Yeni marş için oluşturulan özel komisyonun başkan yardımcısı Aleksandr Şçerbakov’un 1943 yılı Mayıs ayında Stalin’e sunduğu raporda bu hususlara yer verilmektedir. Şçerbakov’un Stalin’e sunduğu rapordan bazı bilgiler Gazeta.ru yayınında da yer almıştır. Orada şu ifadeler geçmektedir:

“…1942 yılının baharından itibaren bir yıl süren yoğun çalışmalar sonucunda özel komisyon tarafından marş yazımı için 42 şairden 19’u, 170 besteciden ise 8’i seçilmiştir. Yarışma kazananlarına 100 bin ruble tutarında büyük ödül verilmesi öngörülmüştür.”

(Stalin savaş sırasında neden yeni bir marş yazdırdı? Gazeta.ru, 22 Aralık 2023)

Savaşın en şiddetli döneminde Stalin’in marş meselesine bu denli önem vermesi, birçok Sovyet aydını için soru işaretleri doğurmuş olsa da, o dönemde bu konuya dair görüş bildirmek mümkün değildi. Daha sonraları, pek çok kişi anılarında bu meseleye değinerek düşüncelerini paylaşacaktır.

Yeni marşın kabulü, savaş sürmesine rağmen acil ve son derece önemli bir devlet meselesi olarak sunulmuştu. Oysa gerçekte bunun absürt bir gösteriden ibaret olduğu açıktı. Stalin’in düzenlediği ve bizzat rejisörlüğünü yaptığı bir başka absürt gösteri. Çünkü SSCB’de her şey tek bir kişinin kararına bağlıydı. Bu nedenle, büyük bir fedakârlık görüntüsüyle, bir mareşalin başkanlığında ve askerî-siyasi ana idarenin denetimi altında yürütülen marş yarışması, esasen biçimsel bir nitelik taşıyordu.

Stalin devlet marşını zihninde çoktan belirlemişti. Ünlü bestecilerin ve şairlerin dikkatini dağıtmak için bu gösteriyi kurgulamıştı.

Yarışmaya katılacak şair ve bestecilerin listesini de Stalin bizzat kendisi hazırlamıştı. Daha 1943 yılının başlarında gelecekteki marşın metni üzerinde düzeltmeler yapıyordu. Komisyona çok sayıda marş metni sunulmasına rağmen, Stalin seçtiği metin üzerinde değişiklikler yapılması için şairlere talimat veriyordu.

Stalin’in metin üzerindeki müdahaleleri, günümüze ulaşan arşiv belgelerinden de anlaşılmaktadır. Metnin ortak yazarlarından Sergey Mihalkov anılarında şöyle yazar:

“Genel Sekreter (Stalin – K.Ş.) bizi Kremlin’e götürmek için araba gönderirdi. Kremlin’e getirir, düzeltmeleri iletirlerdi. Biz de derhal bu düzeltmeleri metne işlerdik.”

(spb.kp.ru, 14 Aralık 2023, Aleksandr Dıbin)

Rusya Devlet Sosyo-Politik Tarih Arşivi’nde muhafaza edilen belgeler de Stalin’in marş metni üzerinde defalarca düzeltme yaparak şairlere geri gönderdiğini göstermektedir. Belgelerde Stalin’in kırmızı kalemle yaptığı düzeltmeler açıkça görülmektedir. Sol üst köşede “7. varyant” ibaresi yer almakta ve belge 23 Eylül 1943 tarihini taşımaktadır. Bu da metin üzerinde aylar süren bir çalışmanın yürütüldüğünü göstermektedir.

(Rusya Devlet Sosyo-Politik Tarih Arşivi, F. 558, Op. 1, D. 3399, L. 1–4)

Yeni marş metninin yazarları Sergey Mihalkov ile Gabriel El-Registan (Asıl soyadı Ureklyan.) da Stalin tarafından eşleştirilmişti. Rus arşivlerinde yer alan diğer belgeler, Ekim ve Kasım aylarında da Stalin’in metin üzerinde gece saatlerinde –örneğin 28 Ekim saat 22.20 ve 23.45’te, 4 Kasım saat 21.35’te Kremlin’de düzeltmeler yaptığını ortaya koymaktadır.

Bu durum, Stalin’in aslında besteci Aleksandr Aleksandrov’un daha önce yazdığı “Parti Hakkında Şarkı”yı yıllar öncesinden beğendiğini ve ileride bu eserin marş olarak kabul edileceğini düşündüğünü göstermektedir. Aleksandrov bu eseri 1938 yılında V. İ. Lebedev-Kumaç’ın sözleri üzerine bestelemişti. İlk icradan itibaren eser Stalin’in dikkatini çekmiş ve bu konuda görüşlerini dile getirmişti.

Ünlü besteci Dmitri Şostakoviç bu olayı şöyle hatırlamaktadır:

“…Kızıl Ordu Korosu, Aleksandrov’un yönetiminde bu şarkıyı ilk kez resmî bir devlet konserinde seslendirdi. Bu, savaş öncesi bir dönemdeydi. Ara sırasında Aleksandrov’u Stalin’in locasına çağırdılar ve konserin sonunda eserin onun için bir kez daha icra edilmesini istedi. Daha sonra bu eser ‘Parti Hakkında Şarkı’ olarak adlandırıldı ve Aleksandrov, kendi topluluğuyla birlikte onu marş ritminde seslendirdi. Stalin, tempoyu biraz yavaşlatmalarını ve marş gibi okumalarını emretti. Dinledikten sonra eseri ‘linkor-şarkı’ (linkor: zırhlı savaş gemisi – K.Ş.) olarak nitelendirdi ve yeni bir ad verdi. O tarihten itibaren bu eser ‘Bolşevik Partisi’nin Marşı’ olarak anılmaya başlandı.”

(Volkov Solomon, Tanıklık: Dmitri Şostakoviç’in Anıları, Limelight Editions, 1979, s. 61)

1938 yılında Stalin, Aleksandrov’un “Parti Hakkında Şarkı”sını bir marş olarak görüyordu ve eseri ilk dinlediğinde açıkça marş olarak nitelendirmişti. “Bolşevik Partisi’nin Marşı” adını da bizzat kendisi vermişti. 1943 yılında yeni marşın kabulü için özel komisyon oluşturulmadan önce, yani daha 1942 yılından itibaren Sergey Mihalkov ile Gabriel El-Registan’ı (Ureklyan) eşleştirerek onlara metin yazdırmıştı. Bu nedenle birçok kişi Stalin’i Sovyet marşının üçüncü ortak yazarı olarak kabul ediyordu. Gerçekten de Stalin metin üzerinde gözle görülür ölçüde düzeltmeler yapmıştı.

Metnin ilk taslağı hazırlandıktan sonra, 1943 yılının Mayıs ayında –Komintern’in feshedilmesinin hemen ardından– özel marş komisyonu kuruldu. Daha önce de belirttiğim gibi Stalin, marş olacak eseri zihninde çoktan belirlemişti. Gençliğinde zaman zaman şiir yazmaya heves ettiği için, büyük olasılıkla marş metninin ilk taslağını da kendisi kaleme almıştı. Birbirinden tamamen farklı yaratıcılık anlayışına sahip S. Mihalkov ile G. El-Registan’ı eşleştirerek metin üzerinde onlarla birlikte çalışmıştı.

İlk taslak hazırlandıktan sonra marş komisyonuna metnin bestecilere dağıtılması talimatını verdi. Bestecilerin listesini de yine kendisi onaylamıştı. Dmitri Şostakoviç, anılarında marş süreciyle ilgili son derece ilginç ayrıntılara değinir:

“Stalin’le görüşmem şu koşullarda gerçekleşmişti. Savaş sırasında ‘İnternasyonal’in Sovyet marşı için artık uygun olmadığına karar verildi. Metnin ideolojik açıdan uyumsuz olduğu düşünülüyordu. ‘İnternasyonal’ Fransız kökenli bir eserdir. Rusların Fransız marşı olur mu? Kendi marşımızı neden yaratmayalım?’ dediler. Böylece yeni bir metin taslağı hazırlandı ve bestecilere dağıtıldı; ‘Çabuk olun, ülkenin yeni marşını yazın,’ denildi. Yarışmaya katılım zorunluydu. İstiyor musun, istemiyor musun diye soran yoktu. Aksi hâlde ‘sorumlu bir görevden kaçıyorsun’ diye başına iş açılırdı. Elbette birçok besteci için bu, tarihe geçme fırsatıydı.

Bazıları adeta derisini yüzüyordu. Dostum Aram Haçaturyan yedi marş yazmıştı; halk bestecisi olmayı amaçlıyordu. Aslında çalışkanlığıyla tanınan biri değildi ama bu konuda mucizevi bir gayret gösteriyordu.

Ben de bir marş yazdım. Sonsuz dinlemeler başladı. Zaman zaman Stalin gelir, uzun uzun dinlerdi. Sonra Haçaturyan’la birlikte marş yazmamızı emretti. Bu son derece anlamsız bir fikirdi. Biz Haçaturyan’la tamamen farklı bestecileriz; yazı üsluplarımız, çalışma biçimlerimiz, karakterlerimiz bile farklıdır. Ayrıca hangi besteci kolhozda çalışmak ister? Ama emir emirdi.”

Şostakoviç devam eder:

“Elbette birlikte çalışamadık. Ne ben ona ne o bana uyuyordu. Sonunda Solomonvari bir karar aldık: herkes kendi marşını yazsın, sonra bir araya gelip en iyi bölümleri birleştirelim. Açıkçası birleştirilemeyecek iki farklı marş ortaya çıkacağı belliydi. Ama başka çaremiz yoktu.

Sonunda melodisi bana, nakaratı ona ait olan bir ‘ortak marş’ çıktı ortaya. Orkestrasyon aşamasında neredeyse kavga ediyorduk. İki farklı orkestrasyonu birleştirmek saçma olurdu. En sonunda işi kura ile çözdük; Haçaturyan kaybetti ve orkestrasyonu ben yapmak zorunda kaldım.”

Dinleme süreci son derece uzun sürdü. Nihayet “lider ve üstat” finalde beş marşın kaldığını açıkladı: Aleksandrov’un, Gürcü besteci İona Tuskiya’nın, Haçaturyan’ın, Şostakoviç’in ve Şostakoviç-Haçaturyan ortak marşı.

Son tur Bolşoy Tiyatrosu’nda yapıldı. Her marş üç şekilde icra edildi: yalnız koro, yalnız orkestra ve koro-orkestra birlikte. Böylece marşın farklı koşullarda nasıl duyulduğu test ediliyordu. Eserleri Kızıl Ordu Korosu ve Bolşoy Tiyatrosu Orkestrası seslendiriyordu.

Dinlemeler sürerken besteciler son derece gergindi. Birçoğu eşleriyle gelmişti. Herkes fark ettirmeden hükümet locasına bakıyor, kimsenin bunu görmemesine çalışıyordu. Nihayet sessizlik oldu ve Haçaturyan’la birlikte Stalin’in locasına davet edildik.

Şostakoviç bu görüşmeyi şöyle anlatır:

“Stalin’i gördüğümde korkmadım. Heyecanlıydım ama bu korku değildi. Gerçek korku, gazetede senin ‘halk düşmanı’ ilan edildiğini okuduğunda yaşanır. Kimse seni dinlemez, kimse senin lehine konuşmaz. Herkes sana bakar ama yüzünü çevirir. İşte gerçek korku budur.”

Görüşme sırasında Stalin, marşın nasıl olması gerektiği hakkında uzun ve sıkıcı genel laflar etti. Şostakoviç’e göre bu, Stalin’e özgü tipik bir sıradanlıktı. Ardından Stalin, Aleksandrov’un marşının orkestrasyonunu sert biçimde eleştirdi. Aleksandrov kendini savunmak için suçu aranjöre atınca ortam daha da gerildi.

Şostakoviç, aranjörü kurtarmak için müdahale etti ve orkestrasyonun profesyonelce yapıldığını söyledi. Stalin bu görüşe katıldı. Ardından Stalin, hangi marşı kimin daha çok beğendiğini sormaya başladı. Şostakoviç kendi eserini ya da ortak marşı öne çıkarmaktan kaçındı ve Tuskiya’nın marşını en başarılı bulduğunu söyledi.

Ancak Stalin’in asıl beğendiği eser, Şostakoviç-Haçaturyan ortak marşıydı; yalnızca nakaratta bazı değişiklikler istiyordu. Şostakoviç, bu değişikliklerin beş saatte yapılabileceğini söyleyince Stalin öfkelendi. Ona göre bu, devlet marşı gibi ciddi bir konuya hafif yaklaşmaktı.

Sonuçta Stalin kendi istediğini yaptı ve Aleksandrov’un marşı kabul edildi.

Ancak bu marşın kaderi sorunluydu. Müzikten çok sözler problemliydi. “Bizi Stalin büyüttü” gibi dizeler, kişilik kültü çöktükten sonra okunamaz hâle geldi. Daha sonra insanlar marşı sadece mırıldanır oldular.

(Volkov Solomon, Tanıklık: Dmitri Şostakoviç’in Anıları, Limelight Editions, 1979, s. 61–62)

1918 yılından itibaren Rusya Sovyet Sosyalist Federatif Cumhuriyeti’nin, 1922 yılından itibaren ise SSCB’nin devlet marşı olan “İnternasyonal”, 1943 yılında yeni bir marşla değiştirildi. 18 Mart 1944 tarihinden itibaren her gün, her yerde çalınan Sovyet marşı, Sovyet insanının hayatında önemli bir simgeye dönüştü.

1944 yılında Stalin’in talimatıyla müttefik cumhuriyetlere de kendi marşlarını oluşturmaları yönünde talimat verildi. Yeni SSCB marşı örnek alınarak her cumhuriyetin kendi marşını yazması gerekiyordu. O tarihe kadar cumhuriyetlerin ayrı marşları yoktu. “İnternasyonal”, SSCB’nin marşı olmakla birlikte tüm cumhuriyetlerin de marşı sayılıyordu. Her cumhuriyet “İnternasyonal”i kendi diline çevirerek icra ediyordu.

Azerbaycan Türkçesinde “İnternasyonal” proletarya marşı şu şekildedir:

İnternasional

I

Oyan, artıq yuxudan oyan,

Oyan əsirlər dünyası.

Zülmə qarşı kinimiz vulkan,

Bu ölüm dirim davası.

Gəl yıxaq bu köhnə nizamı,

Biz yeni aləm istəyirik.

Bizi azdan sayanlar bilsin,

Bundan sonra hər şey bizik.

 

Nəqarət

Bu bizim təbiətimizdir,

Bu kavga savaşdır artıq.

İnternasionalla qurtulur insanlıq.

 

II

Bəylər, şahlar, sultan və patron

Bizləri necə qurtarar.

Bizi təkcə qurtaracaq olan,

Bizim öz qollarımızdır.

Ucaldın qurtuluş bayrağın,

Bizim üçün küləklərlə olur.

Yer göy yanıb tutulacaqdır,

Alovlanır, dirənir ruh.

 

Nəqarət

 

III

Həm zavod, həm də torpaq

Hər şey işçinin mülküdür.

Biz parazitlərə haqq vermirik

Hər şey sənin işin olmalıdır.

Cəlladlar tərəfindən tökülən qan

Bir gün onları boğacaq.

Bu qan dənizinin üfüqündən

Qırmızı günəş çıxacaq.

 

Nəqarət

 

Moskova’dan sonra Stalin’in talimatıyla müttefik cumhuriyetlerde de yeni marş oluşturma süreci başlatıldı. Aslında Stalin’in bu talimatı, savaş sonrası dünya düzeninin yeniden şekillendirilmesinde siyasi kazanç sağlama amacı taşıyordu. İkinci Dünya Savaşı’nın Nazi Almanyası’nın yenilgisiyle sona ereceği artık açıktı.

Savaş sonrasında Avrupa’nın “Büyük Üçlü” devletler (ABD, Büyük Britanya, SSCB) tarafından Batı ve Doğu Avrupa olarak iki kampa ayrılması kararlaştırılmıştı. Doğu Avrupa, sosyalist blokta, yani SSCB’nin etki alanında olacaktı. Bu nedenle Stalin, hem ABD ve Büyük Britanya’ya hem de sosyalist blokta yer alacak Doğu Avrupa ülkelerine şu mesajı vermek istiyordu: SSCB, etkisi altına alacağı devletlerin sözde de olsa egemen faaliyet göstermelerine izin verecekti.

Bu yüzden 1944 yılında SSCB’ye bağlı müttefik cumhuriyetlere kendi marşlarını yazmaları talimatı verildi. Aksi hâlde, tek bir Sovyet marşı varken, bu birliğin parçası olan cumhuriyetlerde ayrıca marşa ne gerek vardı? Marş, bir devletin bağımsızlık ve egemenlik sembollerinden biridir. Oysa SSCB’ye bağlı cumhuriyetler bağımsız ve egemen devletler değildi.

Tarihten de bilindiği üzere, Azerbaycan SSC’nin 1921, 1927 ve 1937 Anayasalarında bayrak ve arma ile ilgili maddeler yer alsa da, devlet marşına ilişkin herhangi bir madde bulunmamaktadır.

Moskova’dan gelen bu talimat doğrultusunda 1944 yılında Azerbaycan SSC’de de bir marş komisyonu kuruldu. Bu komisyon hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşılamamaktadır. Bilinen tek husus, besteci Ağabacı Rzayeva’nın yazdığı marşın yarışmada birinci seçildiği; ikinci ve üçüncü olan eserlerin de ödüllendirildiğidir. Bu yarışmaya başka kimlerin katıldığı ve komisyon üyelerinin kimler olduğu bilinmemektedir.

Stalin’e Azerbaycan’da marşın kabul edildiği bildirildiğinde, yazarın kim olduğunu sormuş ve bunun üzerine Azerbaycan SSC marşının Üzeyir Bey Hacıbeyli tarafından yazılması talimatını vermiştir.

Stalin’in özel talimatı doğrultusunda Üzeyir Bey Hacıbeyli, Azerbaycan SSC Devlet Marşı’nı besteler.

1945 yılında ise Azerbaycan SSC Devlet Marşı’nın sözleri Səməd Vurğun ve Süleyman Rüstəm tarafından yazılır. Tıpkı Moskova’da olduğu gibi, marş metnini yazmak üzere iki şair görevlendirilmiştir. Görünüşe göre bütün cumhuriyetlere Moskova’dan, Sovyet marşının bir örnek olarak esas alınması yönünde talimat verilmiştir. Yani yazılacak eserler, törensel şarkı türünde; kıta–nakarat formunda olmalıydı.

Üzeyir Bey Hacıbeyli de Səməd Vurğun ve Süleyman Rüstəm’in yazdığı metin üzerine törensel şarkı türünde bir müzik besteler.

Üzeyir Bey’in marş için yazdığı müzik son derece görkemlidir. Belki de eski SSCB coğrafyasında marş için yazılmış en güzel müziklerden biridir. Oldukça melodik, zarif, canlı ve coşku vericidir. Moskova’dan, bizzat Stalin tarafından verilen talimatın en üst düzeyde yerine getirildiği bir örnektir. Ancak bu müzik, yazının başında değinilen “marş” kavramına tam olarak uymaz.

Üzeyir Bey, marşın ne olduğunu çok iyi biliyordu. Marş ile törensel şarkı türü arasındaki farkı herkesten daha iyi ve daha doğru biçimde kavrıyordu. Nitekim 1919 yılında yazdığı “Azərbaycan Marşı” ile marşın biçimini ve ruhunu açıkça ortaya koymuştu. Azerbaycan Sovyet Marşı’nı ise Moskova’dan dayatılan biçime uygun olarak yazmak zorundaydı; yani Sovyet marşı örneğinde olduğu gibi törensel şarkı türünde bestelemeliydi. Üzeyir Bey bu görevin de üstesinden büyük bir ustalıkla gelmiş ve güçlü bir eser ortaya koymuştur.

“Kommunist” gazetesinin 23 Eylül 1945 tarihli sayısının birinci sayfasında, Üzeyir Bey Hacıbeyli’nin bestelediği “Azerbaycan SSC Devlet Marşı”nın notaları yayımlanmıştır.

Səməd Vurğun ve Süleyman Rüstəm tarafından yazılan marş metninin ilk versiyonu aşağıdaki gibidir:

Azərbaycan SSR Dövlət Himni (1945 – ilk variant)

I

Azərbaycan – dünya görmüş bu şərəfli, şanlı diyar,

Vətən eşqi babalardan qalmış əziz bir yadigar.

Qanlı döyüş meydanında biz yaratdıq ağ günləri –

Nəsillərdən nəsillərə yurdumuzun şöhrəti var.

 

Nəqarət

Qoy var olsun Azərbaycan, Odlar yurdu – ana vətən,

Qoca Şərqə günəş doğur yurdumuzun qüdrətindən.

Bayrağımız sosializmin qardaş ellər dünyasıdır,

Yaşa, vətən! Xalqımızın şərəfisən, şöhrətisən!

 

II

Ustadımız böyük Lenin – şanlı zəfər bayrağımız,

Rəhbərimiz Stalindir – bizim həyat növrağımız.

Gözəl Bakı! Qüdrətindən ilham alır Azərbaycan –

Azad elli, azad günlü doğma Sovet torpağımız.

 

Nəqarət

 

III

Qardaşımız rus xalqıdır azadlığın bayraqdarı,

Qanımızla suvarmışıq bu dostluğu, bu ilqarı.

Yer üzünün şöhrətidir şanlı Sovet torpağımız –

Bu torpaqda çiçək açır insanlığın ilk baharı.

 

Nəqarət

Görüldüğü üzere Azerbaycan SSC Devlet Marşı da SSCB marşı gibi üç kıta ve bir nakarattan oluşmaktadır. Tür ve biçim bakımından da birebir aynıdır. Sovyet marşı, bütün cumhuriyetler için örnek teşkil etmiştir.

Belirtmek gerekir ki Üzeyir Bey, daha 1930 yılında Azerbaycan’da Sovyet iktidarının kurulmasının onuncu yılı dolayısıyla bir marş bestelemişti. Bu önemli konuya birazdan ayrıntılı biçimde değineceğim.

1945 yılının Eylül ayında, Üzeyir Bey Hacıbeyli’nin Səməd Vurğun ve Süleyman Rüstəm’in sözleri üzerine bestelediği Azerbaycan SSC Devlet Marşı resmen kabul edildi. Bundan sonra bütün resmî devlet törenlerinde SSCB marşıyla birlikte icra edilmeye başlandı.

1953 yılında Stalin’in ölümünün ardından SSCB’de siyasi iktidar değişti. Sovyetler Birliği Komünist Partisi Birinci Sekreteri Nikita Kruşçev, saray içi mücadelelerde Stalin yanlılarını saf dışı bıraktıktan sonra tarihe “yumuşama dönemi” olarak geçen yeni bir siyasi çizgi izlemeye başladı.

1956 yılının Şubat ayında Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin XX. Tarihî Kongresi toplandı. 25 Şubat’ta kongrenin kapalı oturumunda Merkez Komite Birinci Sekreteri N. Kruşçev ünlü konuşmasını yaptı. Bu konuşma tarihe “gizli rapor” olarak geçmiştir.

Bu raporda Stalin’in kişilik kültü sert biçimde eleştiriliyordu. Kruşçev’in bu konuşmasından sonra Stalin’in portreleri sokaklardan, meydanlardan, kurum ve kuruluşlardan, resmî dairelerden ve eğitim kurumlarından kaldırılmaya başlandı. SSCB Devlet Marşı’nda Stalin’in adı geçtiği için marşın sözlerinin okunması yasaklandı. Aynı yasak Azerbaycan SSC için de geçerli oldu. Hem SSCB marşı hem de Azerbaycan SSC marşı yalnızca enstrümantal olarak icra edilmeye başlandı.

Kruşçev, Sovyet marşını tamamen değiştirmek de istemişti. Dönemin en büyük bestecilerinden Dmitri Şostakoviç bu durumu şöyle hatırlamaktadır:

“Kruşçev marşı değiştirmek istiyordu. Aslında çok şey yapmak istiyordu; hem onu hem bunu, yüzlerce başka şeyi… Sonuçta hiçbir şey yapmadı. Marş meselesinin hikâyesi de böyledir. Önce marşı takibe aldılar. Beni de bu işe dâhil ettiler; bu kez uzman olarak. Sonra herkes sakinleşti ve biz mırıldanan bir marşla baş başa kaldık. Bu hiç de iyi bir durum değildi.”

(Volkov Solomon, Tanıklık. Dmitri Şostakoviç’in Anıları, Limelight Editions, 1979, s. 62)

1977 yılında SSCB’nin yeni Anayasası’nın kabulü öncesinde, marşın sözlerinin ortak yazarı Sergey Mihalkov’a metin üzerinde değişiklik yapma görevi verildi. Stalin’in adı metinden çıkarıldı ve bazı ekleme ve düzeltmeler yapıldı. Değiştirilmiş versiyon 1 Eylül 1977 tarihinde kabul edildi. Aynı yıl 7 Ekim 1977’de SSCB’nin yeni Anayasası (Brejnev Anayasası) kabul edildikten sonra Sovyet marşı bu yeni metinle okunmaya başlandı.

SSCB Anayasası’ndan sonra cumhuriyetlerde de yeni anayasalar kabul edildi. 1978 yılında Azerbaycan SSC’nin yeni Anayasası kabul edilirken, marş metninde Hüseyn Arif tarafından bazı değişiklikler yapıldı; Stalin’in adı metinden çıkarıldı. Besteci Niyazi, marşı yeniden düzenleyerek koro ve orkestra için uyarladı. 1978 Anayasası’nın 182. maddesine göre, Azerbaycan SSC Devlet Marşı’nın Azerbaycan SSC Yüksek Sovyeti Prezidyumu tarafından onaylanması hükme bağlandı.

Hüseyn Arif’in yaptığı değişikliklerden sonra marş metni aşağıdaki hâli aldı

Azərbaycan SSR Dövlət Himni (1978 variantı)

 

I

Azərbaycan! Çiçəklənən respublika, şanlı diyar!

Qadir sovet ellərində həm azadsan, həm bəxtiyar.

Oktyabrdan qüvvət alıb sən qovuşdun səadətə,

Alqış olsun bu hünərə, alqış olsun bu qüdrətə!

 

Nəqarət

Yolumuz Lenin yoludur, partiyadır rəhbərimiz,

Kommunizmin günəşilə nurlanacaq səhərimiz.

Biz gedirik gələcəyə qaliblərin cərgəsində,

Yaşa, yaşa Azərbaycan, böyük sovet ölkəsində!

 

II

Odlar yurdu, bu ağ günlər el gücünün bəhrəsidir,

Qəhrəmanlıq, bir də hünər azad insan həvəsidir.

Nəsillərdən nəsillərə yadigardır dəyanətin,

Kommunizmə biz gedirik, sıra möhkəm, addım mətin.

 

Nəqarət

III

Rəşadətli rus xalqıdır dostluq, birlik bayraqdarı,

Müqəddəsdir, sarsılmazdır dost ellərin bu ilqarı.

Qardaş xalqlar birliyindən aldıq gücü, qüdrəti biz,

Qoy var olsun bu ittifaq – şanlı Sovet Vətənimiz!

Nəqarət

Müziği Üzeyir Bey Hacıbeyli’ye; sözleri Səməd Vurğun, Süleyman Rüstəm ve Hüseyn Arif’e ait olan bu marş, 1988 yılında başlayan Millî Azadlık Hareketi döneminde tarih sahnesinden çekildi.

Ünlü besteci Aydın K. Azim, 1989 yılında Üzeyir Bey Hacıbeyli’nin Ahmed Cevad’ın sözleri üzerine yazdığı “Azərbaycan Marşı”nı yeniden düzenleyerek koro ve orkestra için uyarladı. Bu eser, 17 Kasım 1989 tarihinde Azadlık Meydanı’nda Millî Diriliş’in birinci yılına adanan mitingde ilk kez seslendirildikten sonra fiilen marş statüsü kazandı.

27 Mayıs 1992 tarihinde “Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Marşı Hakkında” Azerbaycan Cumhuriyeti Kanunu kabul edildi.

2 Mart 1993 tarihli kanunla, Azerbaycan SSC Yüksek Sovyeti Prezidyumu’nun 12 Eylül 1984 tarihli “Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Devlet Marşı Hakkında” kararı yürürlükten kaldırıldı.

Daha önce de belirttiğim gibi, Üzeyir Bey Hacıbeyli 1930 yılında “Şuralar Azerbaycanı’nın 10. yılı münasebetiyle yazılmış Himno” adlı eseri kaleme almıştır. Bu eser hakkında uzun yıllar boyunca herhangi bir bilgiye ulaşmak mümkün olmamıştı. Bilinen tek husus, Üzeyir Bey’in 1930 yılında koro ve senfonik orkestra için bir Azerbaycan marşı yazdığı ve bu eserin 28 Nisan 1930 tarihinde Sovyet Azerbaycanı’nın kuruluşunun 10. yılına adanan törende, bizzat bestecinin yönetiminde seslendirildiğiydi. Eserin edebî metni de Üzeyir Bey’e aittir.

1930 yılında SSCB’nin devlet marşı, Fransız şair, anarşist Eugène Pottier’in sözlerine Belçikalı besteci Pierre Degeyter’in bestelediği “İnternasyonal” idi. SSCB’ye bağlı tüm cumhuriyetlerde de resmî marş olarak “İnternasyonal” kabul ediliyordu. Cumhuriyetlerde bu marş ulusal dillere çevrilerek icra ediliyordu; Azerbaycan’da da durum aynıydı.

Bu nedenle Üzeyir Bey Hacıbeyli’nin 1930 yılında hem sözlerini hem müziğini yazdığı bir Azerbaycan marşı kaleme almış olması son derece dikkat çekicidir. Zira “İnternasyonal” resmî devlet marşıyken, başka bir marş yazmak mümkün görünmemektedir. Peki bu eser neden yalnızca bir kez icra edilmiş, ardından tamamen unutulmuştur?

Bu sorulara yanıt ararken, “Kommunist” gazetesinin 30 Nisan 1930 tarihli sayısında yayımlanan Əsəd Tahir imzalı “Gözünə girsin! Məhəmməd Əmin Rəsulzadəyə” başlıklı yazı belirleyici bir ipucu sunmaktadır.

“Gözünə girsin!

Məhəmməd Əmin Rəsulzadəyə.”

(Əsəd Tahir)

Dünən təpəndən elə bir zərbə endirildi ki, Loğman belə çarəsini bulamaz!!

Dünən imdiyə qədər ədyan nəzarəti və məşixəti islamiyyə vasitəsilə çadralara kapatdığın türk qızları, artıq murdar hökmranlığın dövründəki “müsəlman xanımlarına məxsus qapalı lojalarda” oturmamış, qol biləklərini çırmamış, səhnəyə çıxmışlardı!

 

Bunlar türk qadınlarının azadlıq rəqsini oynayırdılar.

Səncə bunları oynadan kimdir?

On yaşlı Azərbaycanın, 10 yaşlı incə sənətinə xidmət edən, 10 illik nailiyyətləri öz musiqisində əks etdirən türk dirijorları.

200 qadar türk qızı Azərbaycan himnosu okuyurdu!

 

Hələ bu himnonun kim tərəfindən yazıldığını bilsən, bağrın çatlar!!

Onu Üzeyir Hacıbəyli yazmışdır…

Şuralar Azərbaycanının yetişdirdiyi gənc və inqilabçı dirijor Əfrasiyabın çubuğu gözünə girsin!!!

 

Əsəd Tahir

Bu metni, ahlaki ve entelektüel niteliği tartışmalı olsa da, hiçbir müdahalede bulunmadan aktardım. Çünkü bu yazı, Üzeyir Bey’in 1930 tarihli eserinin neden “himn” olarak adlandırıldığını ve neden yalnızca tek bir defa icra edildiğini açıklayan temel belgedir.

Kanaatimce, Üzeyir Bey bu eseri kendi isteğiyle değil, verilen bir talimat doğrultusunda yazmıştır. Eserin “himn” olarak adlandırılması da yine bu talimatın sonucudur. Aksi hâlde, himnin ne olduğunu 1919’da “Azərbaycan Marşı” ile en yetkin biçimde ortaya koymuş olan Üzeyir Bey’in, dört bölümlü bir kantatı “himn” olarak nitelendirmesi izaha muhtaç olurdu.

Büyük olasılıkla bu eser, yalnızca tek bir propaganda anı için sipariş edilmiş, görevini yerine getirdikten sonra da bilinçli biçimde unutulmuştur. Zira 1930 yılında resmî devlet marşı “İnternasyonal” iken, ikinci bir himnin yaşaması mümkün değildi.

Bu dört bölümlü kantatın neden “himn” olarak adlandırıldığı ve neden yalnızca bir kez seslendirildiği, bugün vardığım sonuçlara göre, başka türlü açıklanamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu