Kitap Yoranlar

KÜÇÜK BİR İHTİMAL

KÜÇÜK BİR İHTİMAL

Berrin YÜKSEL:

Kitap okumanın sizce en cazip yönü nedir? Bizi biz yapan cümleler mi? Başkalarının duygu ve inançlarıyla duygudaşlık kurmamıza olan engin yardımları mı? Stresimizi azaltması olabilir mi? Vaktimizi hoşça geçirmek, başka dünyalara yolculuk etmek belki.

Bugün üzerine konuşacağımız kitap bunların hepsi ve daha ötesi: Küçük Bir İhtimal.

Küçük Bir İhtimal, Hüseyin Kılıç’ın öykü kitabı. Yazarın “Şimdi Karşıya Geçebilirsiniz” adlı bir öykü kitabı daha var. Ben Küçük Bir İhtimal ile tanışıyorum yazarla. İyi ki tanışıyorum.  Daha ilk öyküden renkli bir dünyaya adım atıyorum. Âdeta gökkuşağından bir kaydıraktayım. Oradan kayarken renkli âlemlerden geçiyorum. Hüseyin KILIÇ, bir yazar değil de bir meddah. Sahneye çıkıp “Hak dostum, Hak!” diyor. Elinde bir mendil bir de sopa. Salona sesleniyor:

“Söyledikçe sergüzeşti verir bezme letafet

Dinle imdi bende-i acizden hoş bir hikâyet.”

Saçlarım muntazam bir şekilde taranmış. Üzerimde bembeyaz, tiril tiril ütülenmiş bir gömlek ve annemin diktiği beyaz üzerine renkli puantiyeli eteğim var. En ön sıradan izliyorum gösteriyi. Bana özel bir düş dünyası. Elimde limonlu, vişneli bir dondurma.

Küçük Bir İhtimal böyle hissettiriyor okuruna. Çünkü Kılıç, eline aldığı her konuyu büyülü bir gerçekliğe taşıyor. Sorgulamıyorsunuz yaşanabilir mi diye. Bazen bir kedinin bazen bir koltuğun peşine takılıyorsunuz. Şimdi ne olacak diye soruyorsunuz çocuksu bir şekilde, nefes nefese her öyküde. Büyülü bir evren sunuyor size yazar. Siz hayatın gerçekliğinden sıyrılıp bir meddahın peşinden kitabın büyülü gerçekliğine geçmekten çok memnunsunuz.

Öykülerin ilginçliği kitap kapağından belli zaten. İçinde on beş öykü var. Öykü isimleri de ilgi çekici. Bu çekiciliği hiç bozmamak adına öykülerden bahsetmeyeceğim. Ama biri müstesna. En sevdiğim öykü “Dede.”  İçeriğine çok girmeden şunu belirtmeliyim: Evimize taşınalı çok olmadı. Duvarlarda henüz herhangi bir tablo ya da fotoğraf yok. Yazar, dedenin fotoğrafını gönderirse salonuma seve seve asarım.  Lale’yi bırakır da buraya gelirse kendisine gül gibi de bakarım.

Keyifli okumalar diliyorum.

 

Feyza CENGİZ DÜNDAR:

Kitap, günlük hayatın sıradan gibi görünen olaylarını büyüteç altına alarak edebiyatın bir parçası hâline getirmiştir. Bu durum yazarın sıradanlık içinde yakaladığı sıcaklık ve samimiyeti beraberinde getiriyor. Yazarın olaylara farklı bir perspektiften bakarak sıradanı, sıra dışı bir şekilde anlatma becerisi, okuru hem düşündürüyor hem de onun duygusal bir bağ kurmasını sağlıyor. Kitaptaki öyküler sıradan bireylerin hayatına odaklanarak okuyuculara kendini görme fırsatı sunuyor. Bir anlamda eser okuyucuya ayna tutma niteliği de taşıyor. Bu da kitabı daha ilgi çekici yapıyor. Küçük Bir İhtimal hem edebi hem de insani bir yolculuk sunuyor; hüzün, mizah ve samimiyet arasında ustaca bir denge kurarak uzun süre etkisini koruyacak bir iz bırakıyor. Kitap bu yönüyle Oğuz Atay’ın tarzını da anımsatıyor. Atay’ın eserlerinde sıkça görülen yalnızlık ve varoluş temaları, bu kitapta da farklı bağlamda işlenmiş. Yazar, sıradan karakterlerin hikâyelerini anlatırken, onların içsel çatışmalarını ve çelişkilerini ustalıkla yansıtarak, okuyucuyu mizahın zarif dokunuşuyla düşündüren bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yönüyle Küçük Bir İhtimal, sıradan hayatların arkasındaki derinlikleri keşfetmek ve hem düşünmek hem duygusal bir yolculuğa çıkmak isteyenler için eşsiz bir okuma deneyimi sunuyor.

 

Hicret BİRİK:

Hüseyin Kılıç, ikinci öykü kitabı Küçük Bir İhtimal ile ilk kitabına kıyasla çıtayı yükselttiğini gösteriyor bize. Kendine has üslubuyla okurla sohbet eder biçimde geliştirdiği öykülerinde sıradan insanların sıra dışı hikâyelerine şahit olmaktayız. Genellikle fiziksel hikâyelerden oluşan kitapta var edilen karakterler öylesine diri ve hareketlidir ki, yazara bu yetmemiş olsa gerek ölüleri de kinetize etmiştir. Örneğin kitabın ilk öyküsü Dede’de boşandığı karısını unutamayan karakterin imdadına bir fotoğraftan çıkan ölü dedesi yetişir.

Bol Naneli öyküsünde trafik kazasında hayatını kaybeden şoför Veysel ve Tercan’ın hikâyesi, aynı biçimde iki ölünün hikâyesidir. Fakat ölü karakterlerin hikâyeleri o kadar gerçekçi anlatılmıştır ki, Dede’nin suladığı çiçeklerin kokusunu duyar, Şoför Veysel ve Tercan’ın içtiği çorbaların tadını alırsınız. Büyülü gerçekçilik tekniğiyle kaleme aldığı öykülerinde trajik olayları dramatize etmeden anlatan yazar, her acı olayın içinde ona paralel devam eden neşenin de var olduğunu hatırlatır okura.

Bunların dışında kitapta eleştiri amacıyla yazılmış olan Koltuk hikâyesi Aziz Nesin’in kalemini anımsatıp kitabın en güçlü hikâyesidir, denilebilir.  Kitaba adını veren Küçük Bir İhtimal öyküsünde kitabın genelinin tersine olay hikâyesinden sıyrılan yazar durum hikâyesi yazma konusunda da maharetli olduğunu ispatlar. Duyguları ajite etmeden veren yazar yine de ustalıkla anlattığı hikâyesiyle içimizden bir ah çekmemize neden olur.

“Küçük Bir İhtimal”le okuru gülümseten yazarın, “büyük bir ihtimal”le başarıyla ilerleyeceğini düşünüyorum.

 

Huriye EMRE:

Hüseyin Kılıç’ın ikinci öykü kitabı Küçük Bir İhtimal geçtiğimiz eylül ayında Ötüken Neşriyat etiketiyle raflarda yerini aldı. Kılıç; sade bir dil, akıcı bir üslupla ördüğü, yer yer postmodern teknikleri ve büyülü gerçekçiliği kullandığı öykülerinde okuyucuyu bir yürüyüşe çıkarıyor. Bu yolculukta yanına bizi de almayı ihmal etmiyor.

Kılıç’ın öykülerinde sakin bir ırmak akışı var. Bu sakinlik, okuru aldatmasın; her öykü, suyun derinliklerinde saklı bir taş gibi birdenbire çarpıyor insana. Karakterlerin iç dünyaları, kırılganlıkları ve çaresizlikleriyle birleşerek okuru hikâyelerin sessiz ortaklarından birine dönüştürüyor. Onun kelimelerle kurduğu dünya, bir ihtimalin çevresinde dönse de aslında hayatın ta kendisi.

Hüseyin Kılıç, hayatın kıyıda köşede kalmış anlarını fark etmiş ve o anları büyük bir hassasiyetle dile getirmiş. Bu öykülerde okur, kendi yaşamından bir parçayla mutlaka karşılaşacaktır. Ve işte, bu karşılaşma anı, öykülerin yavaşça büyüyerek insanın içine yerleştiği an olacak.

On beş öyküden oluşan Küçük Bir İhtimal oldukça hacimli bir öykü kitabı. İlk ve son öykü birbirinin devamı niteliğinde. Geriye kalanlar birbirinden bağımsız öyküler, oldukça farklı karakterler. Bu yürüyüşte karşılaştığım karakterlerin fotoğraflarını çekmek mümkün olsa çok renkli bir albüm çıkardı ortaya eminim.

 

Mete ALMALI:

Kitap kapağında tercih edilen görsel, kolaj niteliğinde. Oysa ben kitabın anlatıcı ekseninde ilerlediğini vurgulayan bir çalışmayı görmeyi tercih ederdim. Anlatıcı demişken yazar, kitap boyunca zihnimde; omzunda mendil, elinde bir bastonla modern zaman meddahı gibi canlandı. Yazarın hikâye ve okuyucuya müdahaleleri bir bütünlük oluştursa da yer yer beni “Bi sus be adam!” seviyelerine getirdiğini söylemeden edemeyeceğim.

Kılıç, üslup oluşturmak açısından elbette yol göstermiş okuyucuya, seçmiş olduğu konuları işleme tarzı da bu üsluba yatkın fakat fantastik ögelerin her hikâyede göz kırpması ve yerli desenlerle bezenmesi bana aceleyle çekilmiş yerli Netflix dizilerini çağrıştırdı. Üstelik bu olağan dışı hâller hikâyelere havai bir kimlik kazandırmış. Bundan sebep kendime en yakın bulduğum hikâyeler Koltuk ve Küçük Bir İhtimal oldu.

Unutmadan “Kendimi bilirim, beğenmediğim bir şeyi ânında, ölçüp biçmeden dümdüz söylemek isteyen bir şeytan taşırım her zaman yanımda.”

 

Servet ÖZTÜRK

Küçük Bir İhtimal, Hüseyin Kılıç’ın Ötüken’den çıkan, içerisinde on beş güzel öykünün yer aldığı kitabı. “Başkasına anlatsam deli derler, ben de size anlatmak istedim.” diyor ilk öyküsünde.

Kitapta hem hayata dair hem de hayale dair öyküler var. İçimizden birinin hikâyesi diyemiyorum zira sıra dışı konular anlatılıyor. Düşününce mantıksız gelen fakat okurken yazarın kaleminin gücüyle oldukça merak uyandıran keyifli hikâyeler. İnsanın yirmi yıldır sürdürdüğü alışkanlıklarını değiştirmesi için ölen dedesinin bir fotoğraf karesinden çıkıp gelmesi gibi. Dede adlı öykü ile başlayan ve “Daha” ile biten kitapta birbirinden güzel ve marjinal anlatılar yer alıyor.

Yazarın okuyucu ile sohbet eden üslubu samimi bir atmosfer sunuyor. Anlatımda zaman zaman kullandığı deyimler ve yerel sözcükler dikkat çekiyor. Benim dikkatimi çeken “soyka” kelimesiydi ki Anadolu’da kadınlar çok kullanır bu kelimeyi.

Öyküler arasında en başarılı bulduklarım Dede, Koku, Mırmır’a Ne Oldu isimli öyküler oldu.

 

Songül USLU:

Küçük Bir İhtimal, bir tür “anlatılmamışın” anlatısı gibi. Hüseyin Kılıç, öykülerinde sessizlikle kelimeler arasında bir denge kurmayı başarmış. Her öyküde bir “ihtimal”, bazen bir bakışta, bazen bir suskunlukta saklı duruyor. Ancak bu saklılık, okuru yalnızca çözmeye değil, hissetmeye de davet eden bir çağrı gibi.

Yazar, öykülerinde mekân ve zaman algısını ustalıkla esnetiyor. Anlatılar yer yer bir anın içinde sıkışıp kalmış gibi görünse de o anın yankıları geniş bir zamana yayılıyor. Bu da öykülerin yalnızca anlatılan bir olaya değil; bir ruh hâline, bir sezgiye odaklandığını düşündürüyor.

Dikkatimi çeken, Kılıç’ın karakterleriyle kurduğu mesafeli ama bir o kadar da içten ilişki. Karakterler, okurun gözlerinin önünde açılmak yerine, bir gölge gibi hissediliyor; bir tür muamma olarak kalıyorlar. Bu, okurun hayal gücüne alan açan, tamamlanmamışlık hissiyle büyüyen bir estetik anlayış.

Bir ihtimal fikrinin, her öyküde farklı biçimlerde karşımıza çıkması, kitabı bütüncül bir eser hâline getiriyor. Bir bakıma, “küçük ihtimaller”, hayatın yapı taşları gibi konumlanıyor; karakterlerin karşılaşmaları, kaçırdıkları ya da seçtikleri yollar, okura da kendi hayatındaki ihtimalleri sorgulatıyor.

Öykülerin diline gelince: Hüseyin Kılıç, fazla söylemeden çok şey anlatmayı başaran bir anlatıcı. Cümleler arasında gezinirken, okur kendini bir boşlukta buluyor. Ancak bu boşluk, tekinsiz değil; aksine, düşünceye alan açan bir boşluk.

Küçük Bir İhtimal, Türk öykücülüğüne incelikli bir katkı sunuyor. Hüseyin Kılıç, yalnızca bir hikâye anlatıcısı değil, bir iz sürücü gibi çalışmış hem karakterlerinin hem de okurun zihinlerinde derin izler bırakacak bir eser ortaya koymuş.

Ubeydullah ÖZ:

Bu adamı da kalemini de ayrı seviyorum. İlk öyküden itibaren farklı bir tat sunuyor ve keyifle okutuyor kendini. Söylemeden geçemeyeceğim ama son öyküde biraz bozuldum kendisine. Bu yapılmazdı delikanlıya, yazık oldu, ayıp oldu. Ama kabul etmeliyim, Ahmet Mithat Efendi, affedersiniz Hüseyin Kılıç tam da böyle bir yazar işte; düşündürürken güldürüyor, şaşırtırken insanın zihninin en okur yanını gıdıklıyor. İçten içe “Ya bir gün yazmayı bırakırsa?” diye korkuyor, bunun küçük bir ihtimalinden bile çekiniyorum.

  • Yorum yazısı biraz daha ciddi olmalı değil midir?
  • O zaman şöyle bir deneme daha yapayım müsaadenizle.

Küçük Bir İhtimal, öykü dünyasında kendine has bir yer açan Hüseyin Kılıç’ın güçlü kaleminden çıkan, sade ama derin bir eser. Kitap, sıradan görünen hayatların içinden insanın ruhuna dokunan hikâyelerle okuru hemen içine çekiyor. Kılıç’ın anlatımında yerel unsurlar ve gündelik hayatın akışı o kadar samimi ki her öykü, okuru hem düşündürüyor hem de duygusal olarak yakalıyor. Özellikle “Dede” öyküsünde dede figürüyle başlayan değişim hikâyesi, yaşam ve ölüm arasındaki bağları sorgulatan etkileyici bir anlatıya dönüşüyor. “Koltuk” öyküsü ise yazarın kendisine “Bu koltuk nerenin valisine aitti?” sorusunu yöneltmeme sebep olacak kadar beni de öykünün okuruna malum yokuştan aşağı sürüklüyor.

Yazarın öykülerindeki mahalli dil ve yerel atmosfer, hikâyelerin otantik bir sıcaklıkla okunmasını sağlıyor. Ancak sadece yerel motifler değil, yazarın zaman zaman gerçeküstü öğelerle kurduğu dünyalar da dikkat çekici. En sevdiğim yanı da budur Hüseyin Kılıç öyküsünün. Bazı öyküler, okurun alışık olmadığı açılardan bakmasını sağlıyor ve zihin açıcı bir deneyim sunuyor okura. Finaldeki beklenmedik gelişmeler ise Kılıç’ın cesur ve özgün anlatım tarzının en iyi örnekleri. Hâsılı hem dil hem de içerik açısından keyifli bir yolculuk Küçük Bir İhtimal.

 

Uğur DEMİRCAN:

Küçük bir ihtimal mi? Emin misiniz?

İki tür öykü vardır denilir malum. Birincisi olay öyküsü, ikincisi durum öyküsü. Hüseyin Kılıç okumaya başladıktan sonra ben buna bir ilave yapıyor, ikisinin de birer hecesini alarak, bir de “olum” öyküsü vardır diyorum. Bu düşünceye varmış olmamın esbabımucibesi şu ki Hüseyin Kılıç öykülerinde olay da yaşamın bir kesiti denilebilecek durum da insanın yüzünde muzip bir gülümseme bırakıp olumlu düşünceler denizine bırakıverecek “olum” da mevcuttur.

Yazarın, Küçük Bir İhtimal adlı ikinci kitabı okununca görülecektir ki ilk kitabından sonra -ve tabii ülkede çıkan birçok dergide yayımlanmış onca öyküsünden sonra- kendi koyduğu çıtayı oradan aşağı hiç düşürmemiştir ve her yıl muntazaman koştuğu o büyük İstanbul maratonu gibi öykücülük yolunda da emin adımlarla koşmayı sürdürmektedir. Küçük Bir İhtimal, muhtevasındaki öykülerin cin fikirleri, bu fikirlerin uygulanış, kurgulanış şekilleri ve dahi içindekiler sayfasına sıralanmış ilginç isimleri ile rafdaşlarından ayrılır, yazarını da dönemdaşları arasında özgün bir yere konumlandırır. Bu kitap şundan dolayı da tavsiyedir, bundan elli yıl sonra bugünün öykücüleri arasında anılacak bir ismi kendi zamanında okumak elbette ki mutluluk olsa gerektir.

 

Önemli Uyarı: Hüseyin Kılıç ile tanışıp sohbet etme fırsatınız olursa yakın zamanda ilginç bir öyküye kahraman olma ihtimalinizin hiç de küçük olmadığını bilmelisiniz.

 

Züleyha YILMAZ:

Hüseyin Kılıç, bize ikinci öykü kitabıyla yeniden “merhaba” diyor. “Küçük Bir İhtimal” kitabı on beş öyküden oluşuyor. Yazar okuyucuyla sürekli ilişkide olan bir dil kullanıyor. Bizi öykülere hem tanık kılıyor hem de öykülerin içine çekiyor.

Küçük ihtimallerin hayatımızda ne denli önemli olduğunu söylemek istiyor. Aslında hepimiz de bunu biliriz. Küçük ihtimaller sizin hayatınıza da uğramıştır zaman zaman. Tahmin edemediğiniz çıkmaz sokaklara sokmuştur sizi. Dehliz aralıklarında kalmışsınızdır siz de.

Anlatımda sade ama akıcı bir dil kullanmıştır yazar. Bazen masal tadında bir anlatımla selamlar sizi inceden inceye. Sonra okurken “Acaba?” dersiniz. Acaba sorusunun arkasından koşarsınız bir süre. Sonunda hiç tahmin etmediğiniz bir son sizi karşılar. Sevgili Hüseyin Kılıç, bizi bildiğimiz anlardan vurur hep. Küçük insanların daha da küçülmeye yüz tutan dünyasına davet eder. Yakından bakmamızı ister onlara. Sessizce kitabı elinize alır ve yazarın hayal dünyasında yolculuğa çıkarsınız.

Dede öyküsünde de bireysel yaşayan ve mutlu görünen karakterimizin yalnızlığı karşılıyor bizi. İş hayatında belli konuma gelmiş, özel hayatında ise tam bir yalnızlık çukuruna düşmüş bir karakter bu. Yalnızlığın sınırlarını zorlayan karakterimiz öyle bir durumda ki eski bir fotoğrafla sohbet eder. Yeniden kanlı canlı hayatına giren dedesinin öykünün sonunda sorduğu soru günümüz insanının ne kadar bireyselliğe boğulduğunun apaçık göstergesidir.

“Senin ölülerden başka derdini anlatacak kimsen yok mu be torunum?” (s.23)

Kitaba adını veren “Küçük Bir İhtimal” öyküsü ise yıllarca seven, acı çeken bir adamı anlatıyor. Uzun yıllar bu acıyla yaşayan adamın acısı, annesi ölünce aşk acısından yakınını kaybeden birinin acısına dönüşüyor.

“O gittikten sonra kaç gün geçtiğini bilmiyorum ve aradan kaç gün geçtiğini bilmediğim bugün onu düşünmediğini düşünerek ve onu düşünmeyerek bu satırları yazıyorum.” (s.80)

Kılıç, bizi olasılıkların dünyasında yaşananlarla gizemli ve heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu